Dünya Kadınlar Günü 2021: Mücadele Etmeyi Seç

16.08.2021

İletişim Yöneticimiz Esra Kartal, 2002 yılından bu yana doğa koruma başta olmak üzere sivil toplumun pek çok alanlarına emek veriyor. Esra’nın doğa koruma yolculuğunu konu alan röportaj, Tehdit Altındaki Coğrafyalar Programı’nın uygulanması için farklı ülkelerde çalışan beş kadının röportajıyla birlikte yayınlandı. Röportajların tümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Esra Kartal Kimdir?

Akdeniz Koruma Derneği’nde Tehdit Altındaki Coğrafyalar Programı tarafından desteklenen ve Fauna & Flora International’ın ortaklığında yürütülen Gökova Körfezi’nden Gelidonya Burnu’na Projesi’nde İletişim Yöneticisi olarak çalışıyorum. Doğanın korunması için kendimi sorumlu hissetmeye 25 yıl kadar önce tarım arazilerinde DDT kullanımı nedeniyle Türkiye’deki kelaynak kuşlarının neslinin tehlikeye girip artık göç edemediklerini öğrendiğim gün başladım. Bu nedenle Biyoloji eğitim almayı tercih ettim ve 2002 yılından bu yana doğa koruma alanındaki sivil toplum kuruluşları ile çalışıyorum. Ancak zamanla toplumun diğer alanlarıyla ilgili hak sorunları çözülmediği sürece emek verdiğim doğa için tam korumanın sağlanamayacağını fark ettim. Bu nedenle bir grup arkadaşımla 2015 yılında Avukma Kadın Kooperatifi kurarak kadınların sosyal ve ekonomik olarak desteklenmesi için gönüllü çalışmaya başladım. Bunun yanı sıra engelliler, çocuklar ve adil gıdaya erişim konularında çalışan sivil toplum kuruluşlarına gönüllü destek veriyorum.

 

Habitat Restorasyonuna İlginizin Sebebi Nedir?

Kuş gözlemcisi olarak ziyaret ettiğim alanların habitat tahribatı gibi nedenlerle zarar görüp kuş türlerinin azalmaya başladığını gözlemlemem, türlerin habitattan ayrı görülemeyeceğine yaşayarak tanıklık etmeme neden oldu. Tehdit altındaki türler için yürütülen tüm koruma çalışmalarının bu türlerin yaşadıkları alanlarda gereken restorasyon ve iyileştirme çalışmaları olmadan eksik kalacağına inanıyorum. Bu nedenle, Akdeniz foku, deniz çayırları gibi denizel tür ve habitatların yanı sıra deniz koruma alanlarında geçimini yüzyıllardır geleneksel balıkçılıkla sağlayanları birbirinden ayırmayan restorasyon çalışmalarının asıl yapılması gereken olduğunu düşünüyorum. Bu bütüncül yaklaşımı, sadece bugün değil gelecekte de denizel türlerin neslinin devamını güvenceye alıp geleneksel balıkçılık mesleğinin devam edebilmesi için elzem görüyorum.

 

En çok hangi başarılarınızdan gurur duyuyorsunuz?

2015 yılında AKD’nin kadın balıkçılarla ilgili yürüttüğü projelerde görev almaya başladım. O tarihten bu yana Türkiye’de kadın balıkçıların meslekteki yeri eskiye oranla değişti ve değişmeye devam ediyor. Kadın balıkçıların su ürünleri kooperatiflerinde yer almamasını sorun olarak ortaya koyarken bugün 30.000 balıkçıyı temsil eden Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği’nde Kadın Balıkçı Komisyonu bulunuyor. Bu komisyonda, kadın balıkçılar kendi sorunlarını kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerle görüşüp çözüm arayabiliyor. Bir diğer sorun, kadın balıkçıların su ürünleri kooperatiflerine ortak olmadığı için devlet kayıtlarında sayılarının düşük görünmesi idi. Yaptığımız araştırma ile bilinenden çok daha fazla kadın balıkçının olduğunu ve nerelerde bulunduklarını belirledik. Bu fikirlerin geliştirilip hayata geçirilmesi konusunda emek vermiş olmak, balıkçılığın erkek mesleği olmadığının artık daha fazla kişi tarafından biliniyor olması benim için gurur verici.

Bu yılın teması “meydan okumayı seçin”. Bu sizin için ne ifade ediyor?

Balıkçılık başta olmak üzere bazı mesleklerin erkek mesleği olarak kabul görmesine meydan okuyorum. Emeğin cinsiyeti olamaz. Bununla birlikte “kadın sorunu” olarak tanımlanan her türlü sorunun sadece kadınların değil toplumun sorunu olduğuna inanıyorum. Kadınların, ailenin ve içinde yaşadıkları toplumun parçası olduğunu göz ardı etmenin, hepimiz için yaşamı güçleştirdiği ortada. Bu nedenle, cinsiyete dayalı her türlü ayrımcılığa meydan okuyorum.