Basın Bildirisi: Tek Kullanımlık Plastiklere Yönelik Yönetmelik Taslağı Önemli Bir Adım, Ancak Güçlendirilmesi Gerekiyor

24.03.2026

Tek kullanımlık plastiklerin çevresel etkileri ve yönetimine ilişkin mevcut düzenleme taslağı kapsamında, Plastiksiz Türkiye Platformu tarafından hazırlanan basın açıklamasını bilgi ve değerlendirme amaçlı paylaşıyoruz.


Doğa ve çevre koruma alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin bir araya gelmesiyle oluşan Plastiksiz Türkiye Platformu olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kamuoyunun görüşüne açılan “Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı”nı plastik kirliliğini önlemede önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz.


Plastik kirliliği artık yalnızca atık yönetimiyle çözülebilecek bir sorun değildir. Bugün plastik kirliliği; ekolojik açıdan; denizel ve karasal ekosistemlerin tahribatı, insan ve çevre sağlığına yönelik tehditler, ekonomik açıdan da yerel yönetimlerin sırtına yüklenen temizlik maliyetleri ve kullan-at tüketim alışkanlıkları ve iklim krizi boyutları olan, tüm canlıları ve yaşam alanlarını tehdit eden küresel bir krizdir. Özellikle tek kullanımlık plastikler, birkaç dakika süren kullanım ömürlerine rağmen doğada yüzlerce yıl kalabilmeleri nedeniyle bu krizin en görünür unsurlarından biridir. Dünya genelinde üretilen plastiğin yaklaşık %40’ı tek kullanımlık ürünlerden oluşmaktadır ve deniz çöplerinin büyük bir kısmını bu ürünler oluşturmaktadır. Ancak kriz sadece okyanuslarla sınırlı değildir. Araştırmalar, tarım topraklarında, tatlı su kaynaklarında ve sulak alanlardaki plastik birikiminin, denizlerden daha fazla olduğunu göstermektedir. Toprağa ve suya karışan mikroplastikler, besin zincirine dahil olarak her bir canlının yaşam hakkını doğrudan ihlal etmektedir. Mikroplastiklerin neredeyse tüm insan organlarında bulunabildiğini; plastiklerin ve ilişkili kimyasalların Alzheimer, Parkinson, davranış bozukluğu, İnfertilite (kısırlık) ve çok çeşitli kanser türleriyle ilişkili olduğunu ortaya koyan bilimsel çalışmaların sayısı her geçen gün artmaktadır.

Bu nedenle dünya genelinde plastik kirliliğiyle mücadelede yasaklar, tüketim azaltımı, yeniden kullanım sistemleri ve üretici sorumluluğu gibi araçların birlikte kullanıldığı politikalar hızla yaygınlaşmaktadır. Birçok ülke artık yalnızca plastik poşetleri değil; pipet, tek kullanımlık çatal-bıçak, tabak, karıştırıcılar ve polistiren gıda kapları gibi ürünleri de kısıtlamaktadır.

Türkiye’de de son yıllarda Sıfır Atık politikası, plastik poşetlerin ücretlendirilmesi ve depozito iade sistemi gibi adımlarla plastik kirliliğiyle mücadelede bazı gelişmeler yaşanmaktadır. Bu kapsamda hazırlanan Tek Kullanımlık Plastikler Yönetmelik Taslağı, bazı problemli ürünlerin yasaklanmasını ve belirli ürünlerde tüketimin azaltılmasını öngörmesi bakımından önemli bir başlangıçtır. Ancak taslağın nihai halinin toplumsal ve çevresel etkisini güçlendirmek için bazı kritik eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir.

Hedefi Olmayan Bir Yönetmelik Başarısız Olmaya Mahkumdur

Öncelikle, taslakta ölçülebilir tüketim azaltım hedefleri bulunmamaktadır. Özellikle paket servis ve restoran sektörünü kapsayan (Otel, Restoran ve Kafeterya) HOREKA alanında yeniden kullanım sistemlerine geçiş için kademeli ve ölçülebilir hedefler taslakta yer almamaktadır. Bu önemli eksikliğin giderilmesi gerekmektedir. Yönetmeliğin ‘Tüketimin Azaltılması’ başlıklı 6. maddesinde yer alan ‘azaltılması esastır’ şeklindeki genel ifade, kirlilikle mücadelede somut bir karşılık bulmaktan uzaktır. Bu nedenle; özellikle içecek bardakları ve gıda kapları için bağlayıcı, ölçülebilir ve yıllık bazda kademeli olarak artan sayısal azaltım hedefleri metne açıkça dahil edilmelidir. Uygulama aşamasında yaşanabilecek denetim karmaşasını ve hukuki boşlukları önlemek adına; bir ürünün ‘gıda kabı’ mı yoksa ‘içecek kabı’ mı olduğunu ayrıştıracak ‘tek kişilik porsiyon’ ve ‘tüketim şekli’ (içerek mi, yiyerek mi) gibi ayırt edici teknik kriterlerin tanımlarda netleştirilmesi gerekmektedir. 

Plastiği Üreten=Atığı Üreten’dir

İkinci olarak, Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) mekanizmasının daha güçlü biçimde düzenlenmesi gerekmektedir. Tek kullanımlık plastiklerin neden olduğu atık toplama, temizleme ve yönetim maliyetlerinin yalnızca belediyeler ve toplum tarafından karşılanması yerine üreticilerin de bu maliyetlere katkı sağlaması gerekmektedir. Taslakta üretici yükümlülükleri büyük oranda ‘işaretleme’ ve ‘bilgilendirme’ gibi idari adımlarla sınırlı kalmıştır. Oysa kirliliğin gerçek maliyetiyle yüzleşebilmek için; üreticilerin plastik atıkların doğadan temizlenmesi, toplanması ve yönetilmesi süreçlerindeki sokak/belediye temizlik giderlerini doğrudan üstlendiği mali bir mekanizma, yönetmeliğin ana eksenine yerleştirilmelidir. Atık yönetiminin ekonomik yükünün yalnızca yerel yönetimlerin ve toplumun omuzlarında kalması, üreticiyi ekolojik tasarıma teşvik etmekten uzaktır. 

Dar Kapsamlı Bir Yönetmelik Atık Sızıntılarını Engelleyemez!

Üçüncü olarak, bazı yaygın ambalaj türlerinin düzenleme kapsamı dışında kalması yönetmeliğin etkisini sınırlayabilir. Özellikle üzerine plastik pipet bağlı tetra pak ambalajlar, genişletilmiş polistiren (EPS) köpük tabldot tabakları, gıda kapları, ve streç filmler gibi ürünler plastik kirliliğinde önemli paya sahiptir. Bunun yanında miktarı 500 ml’den az olan tek kullanımlık içecek ambalajları ve hacimsel olarak 7 oz’dan küçük karton görünümlü bardaklar da yaygın olarak tüketilmektedir. Dolayısıyla tüm bu malzemelerin de yönetmelik kapsamında yasaklamaya dahil edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, içecek şişeleri için getirilen ‘3 litreye kadar’ kriteri, deniz çöpleri arasında en yaygın olan cips/bisküvi paketleri, sargılar ve diğer gıda kapları gibi tüm kirletici ürün grupları için bir üst eşik ortak olarak tanımlanmalıdır. 

Veri Yoksa Yönetim de Yoktur!

Ayrıca, yönetmeliğin etkin uygulanabilmesi için şeffaf veri toplama ve raporlama sistemi kurulması büyük önem taşımaktadır. Plastik üretimi, tüketimi ve atık miktarına ilişkin düzenli veri olmadan politika araçlarının etkinliği ölçülemez.

Üretim Kısıtlanmadan Tüketim Azaltılamaz!

Son olarak en önemli eksiklik ise yönetmeliğin tüketimin azaltılması ve iç piyasaya arz ile sınırlandırılmış olmasıdır. Buradaki ibare “iç piyasaya sürülmek üzere üretimin ve tüketimin kısıtlanması” şeklinde genişletilmelidir. Kirliliğe sadece bir ‘atık yönetimi’ penceresinden bakmak yerine, sorunu kaynağında kesmek için ‘belirlenen ürünlerin üretiminin de kısıtlanması’ ifadesi metne açıkça eklenmelidir. Sadece iç piyasa yasağı ile yetinilmesi, üretimin devam etmesine ve çevresel yükün devam etmesine neden olacaktır. Bu değişiklik yönetmeliğin önleyici niteliğini güçlendirecektir.

Plastiksiz Türkiye Platformu olarak, yönetmelik taslağının güçlendirilmesi halinde Türkiye’nin plastik kirliliğiyle mücadelede önemli bir ilerleme kaydedebileceğine inanıyoruz. Üretimin kısıtlanmasının açık bir şekilde ifade edilmesi, yeniden kullanım sistemlerinin yaygınlaştırılması, üretici sorumluluğunun güçlendirilmesi ve ölçülebilir azaltım hedeflerinin belirlenmesi, plastik kirliliğini kaynağında azaltacak ve döngüsel bir modele geçişi hızlandıracaktır.

Doğayı, denizleri ve yaşam alanlarımızı korumak için tek kullanımlık plastiklere bağımlılığı üretim kısıtlaması da dahil tüm olası araçların kullanımı ile azaltan güçlü ve uygulanabilir politikaların hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur

Plastiksiz Türkiye Platformu